Tom Kenyon
Türkce

Çoklu Kaotik Düğümlerin Ortaya Çıkışı

Hathor Gezegen Mesajı ~ Tom Kenyon kanalıyla

Gezegeniniz çoklu Kaotik Düğümler ile karakterize edilen kritik bir geçiş haline giriyor.

Önceki iletişimlerimizde, Dünyanızda gerçekleşen değişimleri tek bir kaotik Düğüm bağlamında tartışmıştık. Ama bizim bakış açımızdan, Çoklu Düğümler şimdi ortaya çıkıyor. Bu karmaşık, birbirleriyle etkileşen düğümler radikal iklim anormallikleri, deprem ve volkanik aktivitede artışlar, gezegenin eko – sistemlerinde kritik zorluklar, tarım ve besin kaynaklarında zorluklar, ayrıca politik ve ekonomik dalgalanma gibi şeyleri kapsıyor.

Bu gezegensel Kaotik Düğümlere ilave olarak, güneş sisteminizin güneşi daha büyük bir dalgalanma ve tahmin edilemezlik seviyesine giriyor. Güneşiniz kendi içsel döngüleri ve ayrıca büyük ölçüde galaktik merkez tarafından tahrik edilen kendi çoklu Kaotik Düğümlerine giriyor.

Yakın gelecekte karşılaşacağınız fiziksel zorluklar çok fazla, ama bu zamanda mesajımız bu zorlukların fiziksel boyutu ile ilgili değil. Bu değişimler ve bunlardan sonuçlanan zorluklar şu andaki olayların yüzeyinin altına bakan herkese görünür olacaktır.

Bu iletişimdeki odağımız karşılaştığınız duygusal ve spiritüel krizler üzerinedir.

Bir sistem çoklu Kaoik Düğümlere girdiği zaman, Kaotik Düğümlerin gerçekleştiği varoluşun titreşim seviyesinde oturan varlıklar veya elementlerde stresi artırır.

Bir an için bundan insan varoluşundan başka terimlerde konuşalım. Bizim perspektifimizden, bilincin ve varoluşun diğer boyutları da kendi çoklu kaotik Düğümler versiyonunu deneyimliyorlar. Bu nedenle, karşılaştığınız enerjisel zorluklar sadece Dünya ile sınırlı değildir, bilincin diğer boyutlarına ve Dünya ve bu galaksi ile ilişkili olan maddesel olmayan (bedenleri olmayan enerji varlıklar) varlıklar dahil tüm varlıklara uzanır.

Ama biz Dünya’ya, zaman ve uzaydaki varoluşunuzun bağlantı noktasına gelelim.

Daha önce söylediğimiz gibi, çoklu Kaotik Düğümler geçiren varoluş aleminde yaşayan varlıklar, kaotik olaylardaki artışlardan kaçınılmaz olarak gerilir.

Gezegensel iklim modellerindeki kaotik unsurlar artarken, ziraatteki zorluklar katlanırken ve ekonomik problemler büyürken, küresel insan endişesinde artış olacaktır.

Bu tür endişe fiziksel hayatta kalma etrafında merkezlenmeye eğilim gösterir ve hayatta kalma ile ilgili endişe insan varlıklarını bir tür çılgınlık ve mantıksızlığa sürükleyebilirken, şu anda girdiğiniz şimdiki geçiş halinde daha sinsi ve gizli olan bir şey vardır.

Bu gizli tehlike büyük dinlerinizin ve spiritüel geleneklerinizin bazıları tarafından ebedileştirilen düşünce formları ile ilgilidir. Bu düşünce formları ve inanç sistemleri, varoluşunuzun fiziksel ve boyutlararası (spiritüel) veçheleri arasında ayrılık olduğu kavramını sürdürüyor. Fiziksel dünya lekelenmiş olarak görülüyor; doğa zapt edilecek ve hükmedilecek bir şey olarak görülüyor (doğal dünya ile birlikte – yaratmanın tersine) ve özünde, dünya kaçılacak bir şey olarak görülüyor.

Bu inancı paylaşmıyoruz. Bizim deneyimimiz, bilincin ışığın en yüksek titreşimlerinden maddenin en düşük titreşimlerine, en temel, kutsal doğalarıyla dünyanızı oluşturan atomlara ve atomaltı parçacıklara kadar tek bir süreklilik olduğudur – eğer kutsal ile bütünle ilişkili olmayı kastediyorsanız.

Çoklu Kaotik Düğümlerle üretilen stresler artarken, birçok insanın bilincin sanrılı ve ayrıştırıcı hallerine girmesine eğilim olacak.

Madde alemleri ve ruhsal alemler arasında ebedi bir ayrılma olduğu düşünce formuna tutunmuş olanlar, bilinçteki bu sapkınlığa en çok yatkın olacaklar. Ve stresler artarken, çoklu Kaotik Düğümlerin karmaşık etkileşiminden dolayı, bu bireylerin bazılarının fiziksel boyutun gerçekliklerinden çok daha fazla ayrılmaya belirgin eğilimleri olacaktır. Bu tür toplumsal ayrışma, “Bitiş Zamanları”, “Yargılanma Günü” ve “Dünya’nın Arınması” ile ilişkili dini ve spiritüel düşünce formları tarafından daha fazla tahrik edilecek. Bütün gruplar çoklu Kaotik Düğümlerin küresel etkileri ile başa çıkmak için mücadele ederken, bu gruplar stres ve bunalıma yenik düşerken, zihnin bu sanrılı hali kollektif zihinsel/duygusal virüs türü haline gelecek.

Kumdaki Çizgiler

Bizim perspektifimizden, insan bilincinin kumlarına bir çizgi çekilmekte. Ve bu çizgi dünyanın büyük dinleri tarafından ebedileştirildiği gibi madde ve ruh arasındaki ayrılığı sürdürenler ve sürdürmeyenler arasındaki sınır çekilmesinden daha azı değildir.

Bu çizginin hangi tarafında duracağınız gezegensel ve kişisel dönüşüm açısından neye açılacağınızı büyük ölçüde belirleyecektir.

Tüm İnisiyeler neyin doğru olduğunu neyin olmadığını kendileri için belirlemek zorundadır, özellikle madde ve ruh arasındaki bu dini olarak ebedileştirilen ayrılık ile ilgili. Ve İnisiyeler ile, sadece izledikleri yönteme veya spiritüel geleneklere bakmaksızın, bilinçte yukarı doğru yaşamaya gayret edenleri kastediyoruz.

Kalbin Yolu

Bizim perspektifimizden, bir İnisiye için daha düşük titreşimli dünyalardan üst dünyalara eşik, öncelikle kalp vasıtasıyladır. Bilincin bu geçişi esasen alt çakralardan yüksek çakralara içsel bir yolculuktur. Bir İnisiye yalnızca güvenlik, seks ve güç kişisel bağımlılığını aştığı ve dönüştürdüğü zaman, yukarı doğru spiral açılır. Ve bilincin bu yukarı doğru spiraline giriş, kalp çakrası enerjisel olarak açıldığı ve nüfuz edilebilir olduğu zaman gerçekleşir.

Çelişki ve zorluk sizin dualistik bir evrende yaşamanız ve neredeyse yaptığınız her hareketin bir karşı – kuvvet ile karşılaşmasıdır. Bu çelişki ve zorluk bir istiridyenin içindeki metaforik kum tanesine benzer; bu rahatsız edicidir. Ama kendi kendine evrim süreciyle, rahatsızlık (örneğin dualite) bir inci haline gelir ve mantığa aykırı olarak problemli bir şeyden değerli olan bir şey ortaya çıkar. Ama her bir İnisiye kendisi için bu kendini dönüştürmenin incisini yaratmak zorundadır. Hiçbir din, hiçbir üstat, hiçbir öğretmen veya guru bunu sizin için yapamaz.

Bu çok basit görünebilir, ama bizim deneyimimizde, en büyük evrimsel katalizör ve geçiş hallerine (kollektif olarak girdiğiniz geçiş hali gibi) köprü olan güvenliğin en büyük titreşim alanı kalp, kalbiniz vasıtasıyladır.

Burada daha spesifik olalım. Kaotik Düğümlerin sayısı artarken, zihinsel ve duygusal istikrarda zorluklar katlanacak. Ve sonuç olarak, artan sayıda birey bilincin mantıksız hallerine girecek. Bu bireylerin kendini – yıkıcı şekillerde davranmaya eğilimleri olacak. Ve sizler bu gezegendeki tüm yaşama bağlı olduğunuz için, başkalarının duygusal karmaşasından bir dereceye kadar etkileneceksiniz.

Bu nedenle bir İnisiye olarak, pozitif çekici olarak adlandırdığımız şeyi güçlendirerek tekrar tekrar geri döneceğiniz, tutarlı bir duygusal hali geliştirmek sizin için çok faydalı olacaktır.

O zaman bu, sanki etrafınızda tutarlılığın enerjisel bir baloncuğu varmış gibi olacaktır. İçinde yaşadığınız dualistik dünyayı berrak şekilde görebilecek ve karşılık verebileceksiniz, yine de titreşimsel özünüz kaousun artan seviyelerinden ve başkalarının mantıksızlıklarından korunmuş kalacaktır. Bunu nasıl yapacağınız sizin seçiminizdir. Bunu gerçekleştirmenin birçok yolları vardır. Biz sadece iki tanesini sunacağız.

Birincisi en basit ve temel olandır, ama daha ileri yöntemin temelidir. Bu mesajları okuyan birçok insanın bu tür bilgiye yeni olduklarının farkındayız, diğerleri çok ileridir, bu nedenle iki teknik sunuyoruz.

Temel Teknik

Bu ilk yöntem kendi içsel bilinçlerinin enginliğine aşina olmayanlar içindir. Basit ama oldukça etkilidir.

Zihninizin bahçesinde bu tutarlı hali düzenli olarak geliştirmenizi tavsiye ediyoruz.

Bunu gerçekleştirmek için, takdir veya şükran hislerinde oturursunuz, takdir veya şükran için herhangi bir neden olmadan. Başka deyişle, çevrenizde veya yaşamınızda takdir veya şükran hissedecek bir şey aramıyorsunuz. Bunu yapmayı seçmenin dışında başka neden aramadan sadece bu titreşim haline giriyorsunuz.

Bu titreşim hali bedeninizde ve zihninizde bir tutarlılık yaratır ve birçok insanın deneyimleyeceği aşağıya inen spirale karşı – denge olarak davranan bir tür zihinsel/duygusal yükseltmedir.

Bu duygusal hale günde birçok kez girmenizi tavsiye ediyoruz. Tüm gerekli olan sadece bir veya iki dakikadır, ama gün boyunca bu titreşim haline girerek, beyninizi/zihninizi/bedeninizi isteyerek tutarlı hale girmesi için eğitirsiniz. Ve sizler bu gezegensel geçiş haline daha çok girerken (örneğin çoklu Kaotik Düğümlerin ortaya çıkışı), bu çok faydalı ve önemli bir zihin- yeteneği olacaktır.

Bu zihin – yeteneğinin sizin için faydalı olacağını söylememizin bir nedeni, çoklu Kaotik Düğümlerin doğasında olan etkiler nedeniyledir.

Birçoğunuz günlük yaşamınızda hayal kırıklığı için daha büyük fırsatlar bulacaksınız. Bunun nedeni yapılan eylemlerin beklenen sonuca artarak götürmeyecek olmasıdır. Entellektüel olarak yetenekli ve tezahür üstatları olanlarınız bile, kendi payınıza neden sonuç ilişkisi olmadan, ama başkalarının eylemleri veya eylemsizlikleri nedeniyle ve etrafınızdaki dünyada kaotik olayların artışının neden olduğu beklenmedik problemlerden dolayı bloklar ve beklenmedik engeller görebilirsiniz. Bu nedenle, kendinizi deyim yerindeyse, aklınız başınızdan gitmiş bulduğunuz zaman, eğer takdir veya şükranın pozitif çekicisini geliştirdiyseniz, kendi duygusal karmaşanıza müdahale etmek için bunu kullanabilirsiniz, çünkü eğer kendi duygusal stresinize yenik düşerseniz, kitlesel histerinin bulaşıcılığı muhtemelen size erişir.

Bu basit tekniği hayat kurtarıcı olarak düşünün. Bu pasif bir şeydir, sadece bunun içinde dinlenirsiniz ve kendi temel doğasıyla duygusal ve spiritüel özünüzü koruyan bir titreşim alanı yaratır.

İleri Teknik

Paylaşmak istediğimiz ikinci teknik, içsel dünyalarında daha deneyimli olanlarınız içindir.

Bu yöntemin ilk bölümünü Esriklik ve Kalp isimli önceki bir mesajımızda tartışmıştık.

Teknik kalp çakrasına değil, fiziksel kalbe odaklanmayı kapsar ve dikkatinizi fiziksel kalbe odaklarken, takdir veya şükran duygusuna girersiniz (aynen daha önce verdiğimiz basit yöntemde olduğu gibi).

Takdir veya şükran deneyimlerken farkındalığınızı fiziksel kalpte tutmanın etkisi, eğer bu ikisini yeterince uzun tutarsanız büyük coşku veya esriklik yaratır.

Coşku veya esrikliğe girdiğinizde, bedeninizin atomları ve çevrenizin arasındaki boşluğun farkında olursunuz. Bu zihinsel dikkatin değişimidir ve fiziksel maddenin %99’dan fazlasının boşluk olduğu kuantum gerçekliğine dayanır.

Aşikar olarak, sinir sisteminizin sınırlamaları nedeniyle, bedeninizin atomları ve yakın çevreniz arasındaki bu boşluğu fiziksel duyularınız ile algılamazsınız. Ama fiziksel gerçekliğinizin sınırlamalarından özgür olan bilincinizin mekansız veçhesi bu boşluğu deneyimleyebilir.

Bu tekniğin son aşaması dikkatin değiştirilmesini kapsar. Bedeninizdeki bu boşluğun ve etrafınızdaki boşluğun farkında olurken, çelişkili bir bilinç becerisi uygularsınız. Deneyimlediğiniz takdir ve şükranı hem bedeninizin içindeki boşluğa hem de etrafınızdaki boşluğa, ayrıca bedeninizi ve etrafınızdaki dünyayı oluşturan madde parçacıklarına gönderirsiniz.

Takdir veya şükranın titreşim aleminde hem boşluğu hem de maddeyi “tutmak” en sonunda hem bedenlenmiş hem de bedenlenmemiş bir varlık olarak doğanızı ifşa eder – fiziksel bir beden veya form vasıtasıyla yaşayan bir varlık ve aynı zamanda form ile sınırlanmamış bir bilinç olarak. Bu yöntemde ısrar ederseniz, en sonunda sizin için mucizevi bir kapı açar, yükselişin doğası ile ilgili mükemmel içgörülere götüren bir kapı.

Hangi yöntemi seçeceğinizle ilgili olarak, bulunduğunuz yerden başlamanızı öneriyoruz.

İlk yöntem basit olsa da, sizi insan mantıksızlığının bulaşıcılığından korumakta oldukça etkilidir ve etrafınızdakiler aşağıya doğru inen spiralde olsalar bile sizi yukarı doğru giden spiralin akımlarına yükseltir.

Hazır olduğunuzu hissettiğiniz zaman, ileri yöntemi keşfedebilirsiniz. Bu, ileri yönteme en hızlı kimin gidebileceğini görmek için bir maraton yarışı değildir.

Gerekli olan tek şey, bir nedeni olmadan mümkün olduğunca sıkça takdir veya şükranda oturmanızdır. Sizler şu andaki gezegensel geçiş halinden geçerken, bu basit titreşim alemi sizin için harika bir arkadaş olacaktır.

Bu geçişte sizin için bir başka arkadaş, daha önceki iletişimlerimizden birinde verdiğimiz meditasyondur. Ona İçinizdeki Kristal Saray adını veriyoruz ve onunla deneyler yapmanızı teşvik ediyoruz. Eğer size hitap ederse, bunu sık sık kullanın, çünkü sizi Gaia’nın (Dünya) bilgeliğine bağlar ve biliminizin epifiz bezi olarak bildiği ve bizim baştaki mücevher olarak bildiğimiz varoluşunuzun yüksek alemleri için merkezi iletkeni canlandırır.

Bu yılın 11 Kasım’ında (11/11/11) Dünya Meditasyonu için bize katılmayı planlayanlar için, Dünya Meditasyonu sırasında kullanılacak olan sonraki Boyutsal Uyumlamaya sizi hazırlaması için uygun olduğu kadar sıkça Kristal Saray Meditasyonu ile çalışmanızı istiyoruz.

Bu Boyutsal Uyumlama endokrin sisteminizin master düzenleyicisi olan hipofiz bezine ışık aktarmak için yaratılan bir ses meditasyonu olacak. Bu meditasyonu kendi kendinize ve 11/11/11’deki Dünya Meditasyonu sırasında nasıl kullanacağınızın talimatlarını vereceğiz.

Eylül’ün sonunda veya Ekim’in başında websitesinin Ses Armağanları bölümünde Hipofiz Boyutsal Uyumlamasını (ses meditasyonu) yayınlayacağız.

Özet

Bu mesajın başlangıcında söylediğimiz gibi, kritik bir geçiş haline giriyorsunuz. Bilincin Geçiş Halleri başlıklı önceki mesajımıza aşina olmayanlar için, bu mesaja bakmanızı kuvvetle öneriyoruz.

Dünyanız kendi yukarıya doğru ilerlemesinde tehlikeli bir periyoda giriyor. Realitenizin birçok veçheleri, hayal edebileceğinizden çok daha hızlı şekilde tam gözlerinizin önünde değişiyor olacak.

Zamanın hızlanması nedeniyle, uygarlığınızın dönüşümü üssel olarak artacak. “Dönüşüm” sözcüğünüz genel anlamıyla formun ötesine ilerlemek anlamına gelir, realitenizin yapıları (yani düşünce formları ve inançlar ve ayrıca yaşamınızın dışsal realiteleri) hızlı değişimden geçecek.

Bilincin daha büyük akışkanlığı gereklidir. Titreşimsel özünüzün korunması çok önemlidir. Acı verici zamanlara giriyorsunuz ve buna rağmen bu karmaşıklıkta kendi kişisel evriminiz için yoğun fırsatlar vardır.

Kaotik Düğümlerin sayısı ve yoğunluğu artarken insanlar arasında daha büyük kutuplaşma olacağına inanıyoruz. Ve bu kutuplaşmanın ortasında bile, eğer kalbiniz/zihniniz açıksa, başkalarıyla, yabancılarla bile bu anın kutsallığını, yaşamın kutsallığını ve bu Dünya’nın kutsallığını fark eden başka bir insan varlığının gözlerine her baktığınızda derin bağlantı anlarınız olacak.

Düşüncelerimiz ve kutsamalarımız sizinle.

Hathorlar
12 Ağustos 2011


Tom’un Düşünceleri ve Gözlemleri

Hathor’lara göre, şu anda çoklu Kaotik Düğümlerin yükselişine tanık oluyoruz, bunun sonucu tüm dünyada kaotik olaylarda ve durumlarda artıştır.

Hathorlar mesajlarında bu Düğümlerin birkaçını belirttiler, örneğin ekosistemlerimizdeki aşırı stresler, hem tarımı hem de besin kaynaklarını negatif etkileyen garip iklim modelleri, yerküre değişimleri (depremler ve yanardağlar), bunların yanı sıra şiddetli ekonomik ve politik dalgalanma.

Ama bu fiziksel felaketlerin ayrıntıları için çok fazla zaman harcamıyorlar. Bu Kaotik Düğümlerin sonuçlarının şu andaki olayların yüzeyinin altına bakan herkes tarafından onaylanabileceğini söylüyorlar.

Mesajlarının asıl odağı iki katlı: biri, kollektif olarak bu geçiş haline (ve buna karşılık olarak küresel kaosta artışa) ilerlerken her birimizin nasıl titreşimsel bir koruma alanı yaratabileceğimiz. Ve ikinci olarak, çelişkili olarak fiziksel olmayan, ama zihinsel olan gizli bir tehlike olarak gördükleri şeye değiniyorlar.

Bazı merkezi düşünce formlarından gelen toksik ve sinsi etkiler için dünyanın bazı büyük dinlerini ve spiritüel geleneklerini eleştiriyorlar – öncelikle, doğanın kendi isteğimize göre hükmedilecek ve zaptedilecek bir şey olduğu (doğal dünya ile birlikte – yaratmanın tersine; Hathorların kendi sözlerini kullanırsak). Ve ikinci olarak, madde ve ruh arasında ebedi bir ayrılık ve savaş olduğu. Hathorlar bunların toksik düşünce formları ve inançlar olduğuna o kadar ikna olmuşlar ki, bunlardan son mesajlarının ikisinde bahsettiler.

Hathorlar ile yirmi yıldan fazla bir süredir çalışmaktayım ve başkalarının kendi algılarına izin vermek söz konusu olduğunda normalde fazla cana yakındırlar. Bu tür çok sert tutum göstermeleri epeyce olağandışıdır.

Bu en son mesajlarını aldıktan sonra, Hathor danışmanlarımdan birine birçok dinde ve spiritüel gelenekteki bu iki yaygın düşünce formlarına bu beklenmedik saldırıyı sordum. Onun yanıtı, insanlığın devrilme noktasında (taşma noktası) olduğu ve iki adet sözü geçen düşünce formunun yaşamın kendisine kollektif yaklaşımımızı kirletmiş olan ve kirletmeye devam eden toksik zehir olduğudur (çünkü bu geleneklerin bazılarına göre yaşam ya bir cezalandırmadır, ya bir hatadır ve/veya bir illüzyondur).

Hathorlar bu fikirlerin doğasının sanrılı olduğunu düşünüyor, çünkü onların algısına göre, ruh (örneğin boyutlararası realiteler) ve madde arasında ayrılık yoktur. Aslında, söyledikleri gibi, onlar bilinci ışığın en yüksek titreşimlerinden maddenin en düşük titreşimlerine kadar tek bir süreklilik olarak görüyorlar. Ve onlar için, madde doğal olarak kutsaldır, çünkü madde bu sürekliliğin bir ifadesidir. Madde, sadece madde dünyalarında ışık alemlerinde yaptığından daha yavaş hareket eden şeylerdir.

Gerçek Hathor tarzında, her bir İnisiyenin (örneğin bilinçte yukarı doğru yaşamaya gayret eden herhangi biri) ruh ve madde arasındaki dini olarak ebedileştirilen ayrılık ile ilgili olarak kendi kararını vermesi gerektiğini söylüyorlar. Başka deyişle, bize neye inanacağımızı söylemiyorlar (söylememeliler de). Ama tartışmasız şekilde kendi pozisyonlarını kristal berraklığında gösteriyorlar.

Kollektif Çılgınlık

Onlar ayrıca kaotik Düğümlerin küresel etkileri daha yoğun hale gelirken, kaçımızın önemli stres reaksiyonları deneyimleyeceğimizi tartışıyorlar. Onlara göre insanla ilişkili stresin bir sonucu, kollektif zihinsel ve duygusal istikrarsızlıkta artış olmasıdır. Ve daha fazlası, “Birçok insanın bilincin sanrılı ve ayrıştırıcı hallerine girme eğilimine sahip olacaklarını” düşünüyorlar.

İnsanlığın psikososyal tarihi sosyal, ekonomik ve/veya çevresel stresler belirli bir noktaya ulaştığı zaman, kollektif insan ailesinde zihinsel sağlık problemlerinin baharda mantarların ortaya çıkması gibi ortaya çıktığını oldukça açık olarak gösteriyor.

Psikiyatrist Carl Jung, I nci Dünya Savaşından kısa süre sonra hastalarının işkence dolu rüyalarına dayanarak II nci Dünya Savaşını tahmin etti. Hastalarının kabuslarının yoğunluğu ve benzerlikleri ona, insan kollektifinin yakın gelecekte materyalize olacak bir şey tarafından derin şekilde rahatsız edildiğini ve travmatize edildiğini gösterdi.

Gerçekte, sosyo – psikolojinin göreli olarak yeni bir alanı sosyal ve ekonomik baskıların karmaşık etkileşimlerine, insanlarda nasıl stres tepkileri ürettiklerine ve bu tür stresin nasıl zihinsel sağlık problemleri ile sonuçlanabileceğine bakmakta. Bu konuda, büyüleyici bir okuma parçası olarak Ulusal Zihinsel Sağlık Enstitüsü tarafndan çıkarılan bir çalışma buldum. Bu konulara ilgi duyanlar için, NIMH Koruma Ofisi ve Özel Projeler, Bethesda, MD, 17-19 Ağustos 1995, “Sosyal Stres Yapıcılar ve Sosyal Kaynaklar ve bunların Sağlık Sonuçları” başlıklı dökümanı tavsiye ediyorum. Ayrıca İnternet araması yapabilir ve arama motorunuza şu URL adresini yazarak dökümanı bulabilirsiniz:

http://www.mhsip.org/nimhdoc/socioeconmh_home2.htm

Dikkatimizi Hathorların bilincin artan sanrılı ve ayrıştırıcı halleri ile ilgili yorumlarına çevirirsek, bunun bir örneğini birçok insanın Yargılama Gününün eşiğinde olduğumuzun (veya bazıları zaten Yargılama Gününde bulunduğumuzu söylüyor) beklentileri olarak gösteriyorlar.

Kıyamet Senaryoları

Vahiysel bitiş zamanına yakın olduğumuz fikri yeni değildir.

Birinci bin yılın sonunda, bir tür Bitiş – Zamanları Çılgınlığı Avrupa’yı girdap gibi içine çekti. Dünyanın sonunun geldiğine ve İsa’nın geri dönüşünün çok yakın olduğuna ikna olmuş sayısız insan köylerini, yaşadıkları yerleri terk ettiler ve Tanrı’ya karşı günahlarının karşılığını ödemek için hac yolculuklarına koyuldular. Yeni bin yılın (M.S. 1000) ilk günü geldiği zaman ve dünya sona ermediğinde, çoğu sağlam inanırlar şüphesiz korkutuldular. Bununla birlikte, İsa’nın dönüşü onların zamanlarının çılgınlığından kaçışı garantiledi.

Yakın zamanlarda, bir modern günümüz kahini yaradılışın sonunun bu yılın (2011) 21 Mayıs günü olduğunu hesapladı. Bunu, İncil’in çok titiz analizi dediği şeye dayandırdı. Ve onun Vahiysel Bitiş Zamanları vizyonu aşırı tutucu Protestan Hristiyanların geniş gruplarında yayıldı. Son binyılın tuhaf tekrarlanmasında, bu adanmış inanırların çoğu işlerini terk ettiler, diğerleri tam sayfa reklam çıkarmak için ve kafir inanmazları, son günler sırasında sürü halinde toplayarak ebedi cehennem cezasından kurtarmak için reklam panolarına koymak için yaşamları boyunca biriktirdiklerini bağışladılar.

21 Mayıs gelip geçtiği ve 22 Mayıs’ın şafağı söktüğü zaman, bu inanırların çoğu şüphesiz sarsıldılar. Ancak diğerleri, görevi bırakmadılar ve şimdi 21 Mayıs’ın yanlış hesaplandığını ve dünyanın sonunun doğru tarihinin 21 Ekim 2011 olduğunu söylüyorlar.

Ama bu Bitiş Zamanları Çılgınlığı Hristiyan kökten dinciler ile sınırlı değildir. Yeni Çağ, Maya Bitiş Zamanları denilen kendi güçlü ve çarpıcı şeyine sahip. Ve bu Maya tercümanlarına göre, şu andaki Maya Uzun Sayım takvimi 21 Aralık 2012’de sona erdiğinde dünya sona erecek.

Kişisel olarak, Maya Takviminin daha çok kozmik bir kilometre sayacı gibi olduğunu düşünüyorum. Takvim sona erdiği zaman, sadece çevrilir ve zamanın yeni bir döngüsü başlar. Zamanın eski sayımı biter, ama yenisi başlar. Dünyanın 21 Aralık 2012’de sona ereceğini söylemek, bana göre, arabamın kilometre sayacı 100,000 mil olduğunda arabamın ortadan kaybolacağını söylemektir.

Çeşitli durumlarda Hathorlara Maya Takviminin sona ermesi ile ilgili ne hissettiklerini sordum ve pozisyonları istikrarlı oldu. Onlara göre Maya Uzun Sayım takviminin sonu, dünyanın sonu anlamına gelmiyor, bildiğimiz şekliyle dünyanın sonu anlamına geliyor. Ayrıca onlar 21 Aralık 2012’de bazen Merkezi Güneş adı verilen galaktik özden güçlü bir evrimsel enerjinin salıverileceğine inanıyorlar. Ama bu enerjinin insanlık üzerinde güçlü bir dönüştürücü etkisi olacak iken, onlara göre Homo sapienlerin sonunu işaret etmiyor. Gerçekte, onların insanlık ile ilgili tahminlerinin bazıları MS 2023’te gerçekleşecek kozmik olaylarda merkezleniyor. Başka deyişle, yakında insanlığın sona erişini görmüyorlar, ama insanlığın kendisinin küresel bilincinde gerçekleşen radikal bir dönüşümü görüyorlar.

Örtülü ve Söylenmemiş Sonuç

Elbette tarih en sonunda tüm bu Dünyanın Sonu malzemesi ile ilgili kimin doğru kimin yanlış olduğunu ortaya koyacaktır – elbette insanlık için bir geleceğin olduğunu varsayarak.

Belki kıyametçiler haklıdır ve dünya kızgın bir Tanrının getirdiği son yargılamada sona erecektir ya da kadim uzaylı müdahalecilere inananlar, Annunaki genetik olarak uyarladıkları köle işçi kuvvetlerini (insanlık) gözden geçirmek için geri döndüğünde dünyanın sona ereceğini kanıtlarlar.

Belki de bazılarının inandığı gibi Büyük Hayırsever Varlıklar geri dönecekler ve bizi kendimizden kurtaracaklar. Ve Maya Takviminin sona erişi bizi Tanrıların Yeni Çağına götürecek ve etrafımızda gördüğümüz kabusa benzer şeylerin hepsi uyandığımızda kötü bir rüya gibi olacaktır.

Ya da belki Maya tercümanları haklıdır ve Maya Takvimi sona erdiğinde, zaman ve dünyamız sona erecektir.

Ama en azından benim için Kıyamet Düşüncesi kaynaklarına bakmadan bazı hakiki problemler sunuyor. Bu kendi doğasıyla kendini sınırlayıcı ve güçsüzleştiricidir. Ve sayısız Kıyamet senaryolarının derinlerine inerek çok fazla zaman harcamak insanı zihnin çok negatif haline götürebilir.

Bu tür düşüncenin konuşulmamış sonucu, yaşamlarımızda yapabileceğimiz eylemleri azaltmasıdır. Ve harekete geçme, yaşamlarımızdaki durumları değiştirme en önemli niteliklerimizden biridir.

Titreşimsel Korunma Alanları

Bu mesajda Hathorlar gezegenimizin şu anda girdiği geçiş halinin kaotik doğasıyla başa çıkmak için iki yöntem verdi. Bu yöntemlerin ikisi de kalp ile ve/veya kalp ile ilişkili duygusal hallerle ilgileniyor. Bu şaşırtıcı değil, çünkü Hathorlar ilk günden beri insanın spiritüel evrimini hızlandırmanın en etkili ve en güvenli aracının kalp vasıtasıyla ve takdir ve/veya şükran duyguları ile olduğunu anlattılar.

Paylaştıkları ilk yöntem, bu tür bilgiye yeni olanlar içindir. Eğer ileri bir uygulayıcı iseniz, ikinci bölüme atlayabilirsiniz. İleri tekniği tartışmam İleri Teknik/Felsefi Düşünceler başlığı altındadır.

Temel Teknik

Buradaki fikir takdir veya şükran duygusuna veya his haline girmektir. Ve sadece bu hissi deneyimlemekten başka neden olmadan bu beden ve zihin haline giriyorsunuz.

Başka deyişle, hayatınızda takdir veya şükran hissettiğiniz bir şey aramıyorsunuz. Bu his haline isteyerek giriyorsunuz.

Hathorlara göre, bu beden ve zihin halinde oturduğunuz zaman, onların pozitif çekici dediği şeyi yaratırsınız. Bu ruhsal halinizi, düşünmenizi, davranışınızı ve titreşim enerji – alanınızı pozitif şekilde etkiler.

Hathorlar bu takdir veya şükranın his haline günde birçok kez girmemizi öneriyorlar – bunda ustalaşmamız için – yani gündüz veya gece istediğimiz saatlerde buna girebiliriz.

Biz ve gezegendeki yaklaşık 7 milyar insan birçok Kaotik Düğümün sonuçlarına daha derin girerken, bunun bize büyük ölçüde hizmet edeceğini söylüyorlar. Başka deyişle, takdir veya şükranı hissetme hali kaotik olarak başlatılmış stres tepkilerine karşı bir çare, zihinsel/duygusal bir korunmadır.

Zihinsel/duygusal halinizi takdir ve şükran hislerine çevirmeyi daha çok uyguladıkça, bunda daha iyi olursunuz. Bu tür duygusal beyin yeteneği sadece bir yetenektir. Ve tüm yetenekler gibi, üstatlık tekrarlama vasıtasıyla kazanılır. Beyinlerimizde nöro – çevrimleri oluşturmalıyız.

Eğer duygularınıza erişmenizi sağlayan iyi gelişmiş bir nöral ağa sahip türde bir insan iseniz, muhtemelen takdir veya şükran hissini hatırlayabilirsiniz. Ve bunu yaparken, duygularınızın niteliğinin takdir veya şükranın tutarlı ve pozitif hissine değiştiğini fark edersiniz. Şimdi tek yapmanız gereken günde birçok kez bu his haline girmeyi seçmektir. Bunu bir tür zihinsel deney olarak yapın. Bunu rahat olan durumlarda yapın ve yapması zor olan durumlarda yapın, örneğin canınız sıkıldığında, sabırsız veya kızgın olduğunuzda. Kendi zihinsel/duygusal deneyiminize bu tutarlı duygusal hal (takdir veya şükran) ile müdahale ettiğiniz zaman, neler olduğunu görün. Ve hatırlayın, bunu ne kadar çok uygularsanız, o kadar çok benimser ve ustalaşırsınız.

Eğer duygularınıza direkt erişime sahip olmayan bir insan tipi iseniz, anı hatırlama yöntemini deneyebilirsiniz. Buradaki fikir, bir duygu deneyimlediğiniz bir olayı veya durumu hatırladığınız zaman, anıya eriştiğiniz zaman duygunun farkındalığınıza geri gelmeye eğilim göstermesidir.

Bu nedenle, ik adım geçmişte takdir veya şükran hissettiğiniz bir şeyleri hatırlamaktır. Bunun nedeninin ne olduğu önemli değildir. Büyük bir şey olabilir veya küçük bir şey olabilir. Bir miktar takdir veya şükran hissettiğiniz sürece bu önemli değildir.

Sonraki adım asıl anıyı hatırlamaktır. Durumu, nerede olduğunuzun ayrıntılarını hatırlayın. Tüm duygularınızı bu deneyime getirin. Kendinizi gerçekten orada fiziksel olarak varmış gibi imgeleyin. Onu görün, onu işitin; fiziksel duyumsamaları hissedin. Size takdir hissettiren şeyin anısına ince ayar yaparken, kendinizi tekrar o duyguyu hissederken bulacaksınız.

Son adım, his halinin kendisinin kalması için anıyı bırakmaktır. Takdir veya şükranın bu tutarlı duygusunda dinlenirken, kendinizi onun niteliğine alıştırın. En sonunda anıya gitmeden takdir veya şükran hissi halini hatırlayabileceksiniz. Bu noktada, günde birçok kez takdir veya şükranın tutarlı his – haline girmeye hazırsınız. Ve hatırlayın… pratik bunu mükemmelleştirir.

Bazı insanlar direkt olarak veya anı hatırlama yöntemiyle takdir veya şükran hissi haline erişemezler. Bu genellikle beyindeki nöral ağ ve özellikle geçmiş tarih gibi birçok faktörlerden dolayıdır. Başka deyişle, bu insanlar geçmişte takdir veya şükran hissettikleri bir şeyi aramaya gittikleri zaman, eli boş dönerler. Bu tür hisleri üretecek pozitif deneyimi hatırlayamazlar.

Bu tür bir insan iseniz, yaşamınızda gerçekten hiç deneyimlememiş olsanız bile, takdir veya şükranın tutarlı hissetme – halini deneyimlemenizi sağlayacak olan beyninizde yeni bir nöral ağ yaratabilirsiniz.

Bunu yapmak için, yaratıcı fantezi adı verilen bir şeyle meşgul olacaksınız. Ve ne kadar garip görünürse görünsün, bazı durumlarda beden/zihin gerçek ve hayal edilen bir olay arasındaki farkı anlayamaz.

İyileşme fantezisini yarattığınız zaman, bu iyileşme tepkilerinin kaynağı hayal gücünüz olsa bile beden/zihninize güçlü iyileşme tepkileri salıverirsiniz!

Bu özel yöntemde ilk adım, size takdir veya şükran hissettirecek bir şeyi düşünmektir. Bu hayalin ne olduğu önemli değildir. Gerçekten büyük veya basit bir şey olabilir. Sadece size takdir veya şükran hissettirecek bir şey olmalıdır.

Sonra, kendinizi o durumda ve size takdir veya şükran hissettirecek şeyi alırken hayal ederek bu fanteziyi oluşturmaya başlarsınız. Kendinizi tam olarak ve bütünüyle bu durumda hayal edin, sanki bu gerçekten oluyormuş gibi. Onu görün; fiziksel duyumsamaları hissedin; sesleri işitin.

Siz duyularınızla dolarken, fantezi sizin için çok daha gerçek görünecektir. İçinizde takdir veya şükran duygusunun yükseldiğini hissettiğiniz zaman, o hislerle kalmanız için fanteziyi bırakın.

Bazen insanlar takdir veya şükran hissine ek olarak fanteziye ikincil bir tepkiye sahip olurlar. Bu ikincil tepkiler üzüntü, pişmanlık veya öfke gibi hisler olabilir, bu hisler onlara yaşamlarında takdir veya şükran hissettirmemiştir.

Eğer bu sizin başınıza gelirse, ikincil tepkileri deneyimlemenize izin verin. Buradaki fikir, herhangi bir şeyin, özellikle hayatınızdaki durumlara otantik duygusal tepkilerin üstünü örtmemektir. Fikir çalışabileceğiniz yeni bir his – hali takdim etmektir.

Eğer ikincil tepkileri yeterince uzun hissetmeye izin verirseniz, en sonunda yoğunlukları azalıp yok olur. Bu noktada, fanteziye geri dönün ve takdir veya şükran hissi halinin tekrar yükselmesine izin verin. Sonra onunla rahat olduğunuz sürece bu tutarlı hissetme – halinde dinlenin, böylece onun niteliğini fark etmeye başlayabilirsiniz.

Çok fazla ikincil tepkileri olan bazı insanlar bu yaratıcı fantezi yöntemini birçok kez uygulamak zorunda kalabilir. Ona yapışın, çabaya değer.

İkincil tepkiler olmadan fantezi çalışmanızdan takdir veya şükran hissetme halinin yükseldiğini duyumsadığınız zaman, yukarıda tanımlandığı gibi tutarlı hissetme – hali ile deneyler yapmaya başlamaya hazırsınız. Bununla deneyler yapın. Bunu her tür durumda deneyin. Ne kadar çok pratik yaparsanız, o kadar çok usta olursunuz.

Bu uygulamayı yapmanın başka, çoğunlukla beklenmeyen faydası vardır. Takdir veya şükranın bu tutarlı his – haline isteyerek tekrar tekrar girdikçe, pozitif bir çekici yaratırsınız. Ve en sonunda gerçek yaşamınızda size takdir veya şükran hissettirecek durumları, insanları ve fırsatları çekersiniz.

İleri Teknik/Felsefi Düşünceler

İleri Tekniğin bazı ince ayrıntılarına girmeden önce, Tekniğin felsefi anlamlarını tartışmanın oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Benim payıma bu ağzı sıkılığının nedeni, İleri Tekniğin beyin sürecini ve içsel algıyı derin şekillerde değiştirmesidir. Ve gerçekte bunun deneyimlemek istediğiniz bir şey olup olmadığına karar verebilmeniz için neyin içine gireceğinizi bilmeniz gerektiğini düşünüyorum.

Hathorların bu yöntem için talimatlarını okuduysanız, takdir veya şükran duygusu hissederken, fiziksel kalbinize odaklandığınız zaman teknikte bir anın bulunduğunu fark edeceksiniz.

Eğer bununla yeterince kalırsanız, esriklik veya vecdin kendiliğinden yükselmesi olacaktır. Ve o zaman, Hathorlara göre, bedeninizi oluşturan boşluğu veya uzayı düşünürken (farkında olurken) vecd hali içinde kalırsınız.

Vecd ve boşluğun bu ikili farkındalığı içsel algıda derin bir değişim üretir. Bu bir tür özgürleşmedir, çünkü kendi bilincinizin sonsuz ve mekansız doğasını direkt olarak deneyimliyorsunuz. Bu içsel farkındalık halindeyken, bedeninizin kısıtlamaları ve dünyanın sınırlamaları aşılır.

Sınırlar bilmeyen zihnin sonsuz haline girdiniz.

Bu teknikte daha ilerlerseniz, bu genişlemiş zihin halinde çok fazla zaman geçirmenizi ve sonraki adıma geçmeden önce gerçekten bunun hazzını yaşamanızı öneriyorum. Bunu söylüyorum, çünkü en azından benim için beden ve zihnin derin besleyici ve dinlendirici halidir.

Sonraki adımda hem bedeninizi oluşturan boşluğa hem de bedeninizi oluşturan asıl maddeye takdir gönderiyorsunuz – hatırlayın, bedeniniz dahil tüm maddenin %99’undan fazlası boşluktur.

Her birimiz bu adımın kendi deneyimine sahip olacağız. Benim için, bu duygusal bir deneyim. Zihnin sınırsız halinden, hem bedenimin sınırlamaları tarafından bağlı olduğum hem de aynı anda bunları aştığım bir hale geri dönüyorum. Başka deyişle, aynı anda hem mekansız hem de sınırlı oluyorum. Bu gerçekten garip bir hal.

Mekansız ve sınırlı bilincin bu ikili halinde yeterince uzun kaldığım zaman, bedenimin içsel boşluğundan geldiği görünen enerji dalgasının bedenime girdiğini deneyimlemeye başlıyorum. Ve bedenim çoğu zaman kendiliğinden bir tür dairesel sallanma hareketine girmeye başlıyor (eğer dik oturuyorsam veya bacaklarım çapraz ise), yogiler ve yoginiler buna kriya’lar diyorlar. Kriya’lar süptil enerjilerin bedende hareket ettiğinin bir işaretidir.

Tekniğin bu aşaması, en azından benim için rahat değildir, güçlü ve enerjilendiricidir.

Hathorlar’a göre, İleri Tekniğin bu aşaması bedenin boyutlararası boşluğundan KA’ya (enerji bedeni) ve oradan mitokondri vasıtasıyla fiziksel bedenin hücrelerine ve DNA’ya süptil enerjilerin akışını üretiyor. Gerçekte olup bitenin bu olduğunu belirlememin bir yolu yok. Sadece, yöntem ile kişisel deneyimlerim hakkında bazı sorular sorduğum zaman bununla ilgili bana anlattıklarını bildiriyorum.

Onlar eğer uygulayıcı bu teknikle yeterince çalışırsa, KA/mitokondri/DNA’nın enerjilenmesinin sürecin içgörülerini ve yükselişin doğasını kendiliğinden ortaya sereceğini söylüyorlar.

Ve bu felsefi ikilemin düğüm noktasıdır. İleri Teknik içsel algıyı, hem varlığınızın mekansız (aşkın) veçhelerini, hem de sınırlı veçhelerini deneyimleyeceğiniz şekilde değiştirir.

Dahası, bedenlenmiş veçheniz ile bedenlenmenizi aşan veçheniz arasında bir köprü yaratır. Bilinçteki bu köprünün etkilerinden biri, bedeninize aşkın olan veçhenizden bazı çok güçlü enerjileri bedeninize getirmenizdir.

Madde ve ruh arasında ayrılık olduğuna inanan veya ruh ve beden arasında bir savaş olduğunu düşünenlere bu tekniği tavsiye etmiyorum. En temel seviyesinde bu teknik, maddeyi spiritüelleştirmek ile ilgilidir. Ve bu sizin ilgilenmediğiniz bir şey ise, bu teknikle hiç uğraşmamanızı öneriyorum.

Bu son Hathor mesajı ile ilgili olarak faydalı bulabileceğiniz websitemizdeki iki link aşağıda.

Her iki link mp3 ses dosyasıdır ve websitemizin Ses Armağanları bölümündedir:
www.tomkenyon.com. Linkleri tıklayınca sizi aşağıdaki Dinleme Anlaşmasına götürür. Eğer şartları kabul ederseniz, sayfanın altındaki Şartları ve koşulları kabul ediyorum yazısını tıklayın. Sonra Ses Armağanları bölümünde sunulan tüm ses dosyalarına erişeceksiniz.

Cats and Dogs (Kediler ve Köpekler); Takdir veya Şükran
http://tomkenyon.com/sound-gifts

The Crystal Palace Within (İçinizdeki Kristal Saray): Enerji Meditasyonu
http://tomkenyon.com/sound-gifts

Not: Meditasyonun yazılı tanımını okuduğunuzdan emin olun. Bunun linki sizi ses dosyasına götüren sayfanın altındaki linke gitmeden önce tanımlama bölümünde.

Not: Bu materyal Uluslar arası Telif Hakları ile korunmaktadır. Bu Hathor mesajını kopyalayabilirsiniz, ama Ses Armağanları bölümündeki ses dosyalarını kopyalayamazsınız. Ücret almadığınız, herhangi bir şekilde değiştirmediğiniz, yazarın ismini ve telif hakkı uyarısını eklediğiniz sürece bu Hathor mesajını herhangi bir ortamda sunabilirsiniz. www.tomkenyon.com

(Çeviri: Saffet Güler)