Tom Kenyon
Türkce

Bilincin Geçiş Halleri

Hathor Gezegen Mesajı Tom Kenyon kanalıyla

Tanımlar

Kaoik Düğümler, kaotik olayların kümelenmesi, bir araya toplanmasıdır. Hathorlar’a göre, Dünya Kaotik bir Düğüme girdi ve sonuç olarak gittikçe artan kaos seviyeleri bekleyebiliriz – bunlara dahil olanlar depremler, volkanik aktivite, anormal iklim modelleri, ekolojik felaketler, ekonomik, sosyal ve politik kargaşa, sadece bunlarla sınırlı değil.

Bilincin Geçiş Halleri, Hathorlar’ın büyük bir kayıp gerçekleştiğinde ve kendimizi geçip gitmiş olan eski realite ile henüz tam olarak oluşmamış yeni realite arasında geçici olarak temkinli bulduğumuz yerin arası olarak adlandırdığı şeydir.

Algısal belirteçler, Hathorlar’ın beş duyumuzu kullanarak dünyamıza nasıl anlam kazandırdığımızı ve yaşamlarımızda nasıl yolculuk yaptığımızı tanımlamak için kullandıkları bir terimdir.

Mesaj

Temel doğalarıyla, Kaotik Düğümler bilincin geçiş hallerini üretmeye eğilimlidir. Algısal belirteçler ortadan kaybolduğunda, bilincin geçiş halleri ortaya çıkar. Ve bu gerçekleştiği zaman, boş bir bölgeye (sıfır bölgesi) girersiniz, burada eski realiteniz artık var olmaz veya radikal olarak değişmiştir, yeni realiteniz henüz varoluşa gelmemiştir.

Kaotik Düğümün daha da şiddetli aşamasına girmiş olduğunuz gerçeği nedeniyle, bu bilgiyi kendi yararınıza kullanabilmeniz umuduyla, geçiş halleri ile ilgili bakış açımızı paylaşmak istiyoruz.

Amaçlarımız için, geçiş hallerini üç ana kategoriye bölebiliriz: 1) Kişisel geçiş halleri, 2) Kollektif geçiş halleri ve 3) Fiziksel ölüm.

Kişisel Geçiş Halleri

Öncelikle dikkatimizi kişisel geçiş hallerine çevirelim, çünkü kişisel algınız merkezi noktadır, algılamış olduğunuz realite bu merkezi noktanın etrafında işler.

Realite algınız temel olarak kişisel bir yaratımdır. Kültürünüzün kollektif algısından, zamandan, mekandan ve koşullardan etkilenir, ama temel olarak neyin gerçek olduğu ve neyin gerçek olmadığı ile ilgili algınız bir yaratımdır – sizin yaratımınız.

Eğer çoğu insan gibiyseniz, realiteyi algılamanız algı alışkanlıklarına bağlıdır. Yaşamınızda belirli gerçeklikleri deneyimlemeye alışıksınız ve deyim yerindeyse bunlar size nerede bulunduğunuzu söyler. Sabah uyanırsınız, saate bakarsınız ve kollektif zaman algısı hemen önünüzdedir. Bu yanılsama ile meşgul olma ya da olmama seçiminiz kişisel bir seçimdir. Aslında, spiritüel üstatlığın işaretlerinden biri, kültürel yanılsamaların doğasını berrak şekilde anlarken, bunlardan başarıyla geçme yeteneğidir. Kişisel yaşamınızdaki bir durum dramatik şekilde değiştiği zaman, algısal belirteçlerin yok olması veya kendilerini yeniden organize etme eğilimi vardır.

Bir olası senaryo sunalım. Yıllardır aynı işte çalışıyorsanız, yaşamınızı bu pozisyonun talepleri etrafında oluşturmuşsunuzdur. Belirli bir zamanda öğle yemeği yersiniz. Eve belirli bir zamanda dönersiniz. Başkaları ile işinizin taleplerine uygun hale getirilmiş belirli şekillerde etkileşirsiniz.

Eğer o iş aniden beklenmedik bir şekilde ortadan kalkarsa, o algısal belirteçler ortadan kaybolur. Belirli bir zamanda uyanma, belirli bir zamanda yemek yeme, belirli bir zamanda eve dönme gereksinimi olmaz ve etkileştiğiniz insanlar artık mevcut olmaz.

Bu durum çoğu insan için doğal olarak kafa karıştırıcıdır. Yine, algısal belirteçler ortadan kalkmıştır.

Kişisel yaşamınızda herhangi bir radikal değişim gerçekleştiğinde aynı fenomen meydana gelir. Sizin için önemli olan bir ilişki aniden sona ererse, o ilişkinin algısal belirteçleri ortadan kalkar ve bilincin geçiş haline girersiniz.

Sağlık kriziniz olursa ve fiziksel yaşamınız radikal şekilde etkilenirse, algısal belirteçler yok olur ve bu kafa karıştırıcı olabilir. Bilincin geçiş haline girdiniz.

Kaotik Düğümün şiddeti artarken, çok daha fazla sayıda insan önlerinde parçalanan eski realitelerinin şok dalgalarını deneyimleyecek. Yaşamlarında belirli olan şeyler şimdi belirsiz. Sağlam zemin olan şeyin artık sağlam olmadığı görülüyor. Bunu hem mecazi olarak hem de gerçekten, kelimenin tam anlamıyla söylüyoruz.

Bu Kaotik Düğümden ortaya çıkan geçiş hallerinin bir diğer dalgası var. Bu önceden birçok insanı etkiliyor, ama onun etkisi bilinçte tsunami gibi yayılacak.

Bu özel geçiş halinin, kültürünüzün kollektif yalanlarının çöküşüyle ilgisi vardır. Giderek çok daha fazla sayıda insan gölge oyununun arkasını görecek; kukla üstatları hissedeceksiniz ve onların kimlikleri sizden kurtulabilse de, artan gerçeklikle kültürünüzün veçhelerinin bir manipülasyon, bir sınırlama ve çoğu durumlarda tümüyle yalanlar olduğunu göreceksiniz.

Burada sözünü ettiğimiz yalan, ekonomi yalanı, savaşların yalanı ya da sınırlayıcı dinlerin yalanı değil, kimliğiniz ile ilgili yalandır – sizi hapiste tutmayı sağlayan yalan. Bu yalan, sizin fiziksel bir insan varlığından başka bir şey olmadığınız ve aslında dünyasal deneyiminizin ötesinde başka alemler olmadığı inancı ve kültürel tasdiktir.

Bu yalanın fark edilmesi, kişisel özgürlüğün habercisidir, ama bu başlangıç aşamalarında oldukça kafa karıştırıcı olabilir. Bunun nedeni çokboyutlu deneyimlerin dünyasal günlük deneyimlerinizden çok farklı olmasıdır. Kendinizi dünyasal ve çokboyutlu yaşamınız arasında mahsur kalmış bulursanız, bilincin geçiş haline girmişsinizdir.

Bu bilgiyi paylaşmaktaki amacımız, bilincin geçiş halleri sırasında pratik bir eylem planı önermektir.

Kişisel olarak güçlü bir geçiş haline girdiğiniz zaman, birçok insan varlığı gibi bunalıma düşmüş olabilirsiniz. Birçok birey algısal belirteçlerinin yok olmasının kavrayışının şokunu görür, gerçek olduklarını kabul ettikleri realite derin bir şekilde bozulmuştur.

Zamanın hızlandığı gerçeği nedeniyle – ve bununla daha az zamanda daha çok olay gerçekleşiyor demek istiyoruz – şok veya bunalım halinde kalmak gücünüzün yetmeyeceği psikolojik bir düşkünlüktür. Burada iletmek istediğimiz asıl nokta, geçiş halinin doğasına bakmaksızın, ister kişisel yaşamınızdaki değişikliklerle ilgili olan doğası kişisel olan bir geçiş hali olsun veya ister kültürel manipülasyonunuzu fark etmekten dolayı olsun – realitenizin yaratıcısı sizsiniz.

Neden yaşamınızın aniden yoksun olduğunu açıklamak için hikayelere sahip olabilirsiniz, ama bunlar sadece hikayelerdir. Probleminiz için başka insanları, durumları veya kurumları suçlayabilirsiniz, ama bu sorumluluktan kaçmaktır. Hikayeleriniz gerçek olabilir ve suçlayacak başka insanlar, durumlar veya kurumlar olabilir, ama bilincin geçiş haline girdiğiniz zaman, güçlü bir yaratıcı sürecin merkezi vorteksindesinizdir. Boş yere ağlayıp sızlamak için bir neden yok veya buna gerek yok. Kaybolan kaybolmuştur. Giden gitmiştir.

Şimdi asıl soru şu, “Ne yapacaksınız?”

Sersemlemiş, şok içinde, bunalımda, öfkeli ve üzgün mü kalacaksınız? Yoksa yaşamınızın yaratıcısı olarak kendi kimliğinize mi adım atacaksınız?

Bilincin daha düşük hallerinde kalmayı seçenler için, yorumumuz yok.

Yorumlarımız yaratıcılar olarak kimliğinize adım atmak için yeterince cesur ve gözüpek olanlarınız içindir. Eğer siz onlardan biriyseniz, işte size önereceğimiz şey.

Her şey ortadan kaybolduğu zaman, yani eski realitenizin algısal belirteçleri ortadan yok olduğunda, boşluk noktasına girmiş olduğunuzu anlayın.

Boşluk noktası eski realite ile yeni realite arasında kritik bir geçiştir. Olmuş olan şey sona erdi. Kayba üzülmek yerine, boşluğu kabul edin. Birçok insan için bu meydan okuyucu bir girişimdir, çünkü boşluk noktasında yapılabilecek hiçbir şey yoktur. Sadece ona ve kendinize tanık olmalısınız, çünkü bu belirsiz durumda algısal belirteçler yoktur.

Yerine yerleştirdiğiniz yeni (algısal) belirteçlere dikkat edin, çünkü bu fikirler ve inançlar zihninizin yeni gökyüzündeki yıldızlar olacaktır ve yolunuzu kendi bilincinizin cennetlerine yerleştirdiğiniz yıldızlarla (düşünceler ve inançlar) bu yeni zamanlara yönlendireceksiniz. Bu nedenle yeni yıldızlar yaratacağınız zaman bilge olun, dost Gizem seyrüsefercileri.

Bilincin Kollektif Geçiş Halleri

Bizim perspektifimizden insan kollektifi şu anda kendi derisini atan, kıvrılan ve bükülen, eski engelleri kazıyarak silen çok büyük kozmik bir yılana benziyor. Bunlardan bazıları ekonomik kargaşa şeklini alıyor. Bazılarının doğası politik. Bazıları kültürel kurumların çöküşü ve dönüşümü. Ve bu kıvrılma ve bükülmelerin bazıları deprem ve volkanik aktivite, aynı zamanda anormal iklim modelleri ile ilişkili.

Doğal ve insan yapımı felaketler artarken, çok daha fazla sayıda insan kendisini bilincin geçiş hallerine girmiş bulacak. Açıkçası deprem, yanardağ veya yıkıcı iklimi direkt deneyimleyenler, geçiş hallerine girmeye en eğilimli olanlardır, ama empatik doğası olanlar, sanki fiziksel olarak ordalarmış gibi doğal veya insan yapımı felaketin darbesini deneyimleyebilirler.

Aslında insan bilincini birbirinden ayıran perde çözülürken, çok daha fazla sayıda insan dünyada gerçekleşen değişimleri deneyimleyecek.

Şimdi, kendisini deprem, yanardağ püskürmesi veya yıkıcı iklim modelleri gibi doğal veya insan yapımı felaket sonrasında bulanlar için yeni yaratım sorusuna değinmek istiyoruz.

Eğer yıkıcı kuvvet yeterince kuvvetliyse, eski realitenizin algısal belirteçleri artık var olmayabilir. Eviniz veya işyeriniz artık orada olmayabilir. Kendinizi gıda ve su kıtlığıyla uğraşırken bulabilirsiniz ve şok ve bunalım hali yaratmak için bir araya gelebilen çok sayıda değişken vardır.

Söylemek üzere olduğumuz şeyde çok açık olmayı diliyoruz. Felaketlerin karşısında şok ve bunalım doğal bir memeli tepkisidir ve anı aşacaksanız ve dönüştürecekseniz, kendi varoluşunuzun, keni varlığınızın yüksek boyutlarına, zaman ve mekanın ötesindeki bilinç alemlerine erişmelisiniz.

Hayatta kalmanız için denklemin parçası olarak varlığınızın aşkın veçhelerini birleştirebileceğiniz kadarıyla, şoku ve bunalımı hafifletebilirsiniz.

Kaosun, herhangi formda kaosun ortasında tanımlanması gereken merkezi özellik fırsat portalıdır.

Hayatta kalma veya yeni hayat için bu fırsat kendisini beklemediğiniz şekillerde sunabilir. Bunun nedeni algısal belirteçlerin artık yerinde olmaması ve bilincinizin bir fırsat kendisini sunduğu zaman fark edememesidir.

Yeni realiteleri geçişin realitelerine uygulamayı dileyen derine yerleşmiş bir insani alışkanlık veya eğilim vardır. Bu, o durumlarda meşgul olunacak uygun olmayan bir alışkanlık olurdu.

Kaotik olaylar sırasında seçim yapmaya dahil olan hiper – boyutsal realiteler hakkında söyleyebileceğimiz çok şey var, ama “sadede gelmek” ve en pratik olanı vermek istiyoruz. Belki başka zaman sınırsız doğanız ve içinizde bulunan sınırsız olanaklar hakkındaki felsefi düşüncelerimizi sizinle paylaşabiliriz. Ancak, şimdilik biraz basit olalım ve yeni yaşam ve yeni bir kader kendisini size sunduğu zaman bunları fark etme ve yaratma fırsatları için size bir formül verelim.

Bilincin geçiş haline girdiğinizi ve boşluk noktasına arkadaş olduğunuzu ve durumunuzun büyük belirsizliğinden az çok rahat olduğunuzu kabul etmek, önerdiğimiz şey budur.

Meraklı olun ve mucizeler bekleyin.

Merak haline girerek, beklentiyle serbest hareket etmek için özgür olan zihninizin veçhesini devreye alırsınız. Bu bir çocuğun zihnine çok benzer ve size çok faydası olan bilincin titreşim haline girmenizi sağlayan bu masumiyettir – çocuksuluk ile aynı şey değildir. Mucizelerin beklentisini taşıyarak, içinizdeki yaratım gücünü salıverirsiniz ve bunu başarabildiğiniz ölçüde, doğası ister fiziksel, ister zihinsel ve duygusal olsun değerli bir şeyler keşfetme yeteneğinin oluş sıklığı, yarar ve beklenmeyen hazinelerin rastlantısal eşzamanlılıklarının arttığını görürsünüz.

Sonra gerçekleşecek şeyler hakkında merak ile mucizelerin beklentisinin bu birleşimi, sizi boşluk noktasından yeni bir yaşama, yeni bir yaratıma hızla götürecektir; etrafınızdakilerin başına gelebilen şeylere bakmaksızın.

Bilincin kollektif geçiş halleri sırasında, her insanın kendi realitesinin yaratıcısı olduğunu ve kaosun ortasında insanların farklı seçimler yapacağını ve farklı kişisel realitelere gireceğini hatırlamak faydalıdır.

Daha düşük titreşimli alemlere girenler tarafından sallanmayın. Onları kendilerinden kurtaramazsınız. Yukarıya bakın ve merak ve mucizelerin beklentisiyle yukarı doğru yaşayın ve hatta en ağır durumlarda sizin için mucizeler gerçekleşebilir ve gerçekleşecektir.

Fiziksel Ölüm

Bedenlenmiş varlıklar için en büyük zorluklardan biri, ölüm adını verdiğiniz bilincin geçiş halidir. Bunun nedeni, beş duyu dahil tüm algısal belirteçlerin ortadan kalkması gerçeğidir. Bir insan sadece maddi varoluşu ile özdeşleşirse, bu geçiş halinin en zor olduğunu görecektir. Bunun nedeni onun özdeşleştiği şeylerin artık var olmamasıdır.

Fiziksel dünya devam etmesine rağmen, beş duyudan bilince gelen girdiler yoktur. Sanki dünya ortadan yok olmuş ve beden de onunla birlikte yok olmuş gibidir. Büyük Ben’im, aşkın bilincin merkezi özniteliği artık bedenden, beş duyudan veya dış dünyadan bilgi almaz. Bu, varlığının diğer alemlerini direkt olarak deneyimlememiş olan biri için derin şekilde rahatsız edici ve kafa karıştırıcı olabilir.

Metaforik olarak konuşursak, sizler birçok dalı ve birçok yaprakları ve çiçekleri olan büyük bir ağaca, Hayat Ağacına benzersiniz. Şu andaki fiziksel varoluşunuz bu yapraklardan ve bu çiçeklerden sadece biridir.

Bir insan sizin ölüm dediğiniz bilincin geçiş halinden geçtiği zaman, birkaç seçenek vardır. Merkezi figürü bir guru, avatar veya kurtarıcı olan spiritüel bir gelenekte iseniz, bu varlığın bilincinin titreşim alemine giden bu varlığın yolunu izleyebilirsiniz. Bazı dinlerde bu cennet olarak bilinir.

Eğer bir gurunun, avatarın veya kurtarıcının yolunu izlerseniz, onun cennetine, onun elde ettiği titreşime girersiniz ve zorunlu olarak ayrıca onun bilinçteki sınırlamalarına girersiniz.

Bizim perspektifimizden evrenin doğası sınırsızdır ve bununla dış uzayı kastetmiyoruz, evreninizin boyutlararası realitelerini kastediyoruz ve bizim perspektifimizden tüm var olanı anlayan ve kucaklayan varoluşta tek bir varlık yoktur.

Ancak eğer, ölüm alemlerinde gurunuza/avatarınıza/kurtarıcınıza katılmayı isterseniz, birkaç tavsiyemiz var. Tavsiyelerden biri onun ismini zihinsel olarak söylemek, onu çağırmaktır. Bu, Mısır terimi Ren’de kapsanan kadim bir anlayıştır, Ren isim anlamına gelir. Ruhsal bir varlığın ismini çağırdığınız zaman, onun bir veçhesi size doğru gelmeye zorlanır. Eğer, gurunuz/avatarınız/kurtarıcınız ile bu karşılaşma anında, o sizin değerli olduğunuza hükmederse, onun tarafından onun cennet alemine götürülürsünüz.

Doğu spiritüel geleneklerinde olanlarınız için, belirli tanrılar ile bağlantılı olan mantralar vardır. Ölüm sırasında veya ölüm alemlerinde bu mantraları seslendirmek aynı etkiye sahiptir.

Bir guruyu, avatarı veya kurtarıcıyı izleyen spiritüel bir geleneğin parçası olmayanlarınız için, ölüm denen bilincin geçiş hali başka olasılıklar sunar.

Diğer bilincin iki geçiş halinde olduğu gibi, ölüm aleminde bir boşluk noktası vardır ve onun baskın özellikleri dinginlik (sessizlik) ve karanlıktır. Boşluğun içinde tüm olasılıklar mevcuttur, ama eylemsellik varoluşta değildir. Bu bir meşe ağacının palamuduna benzer. Meşe, dev ağacın kendisi potansiyel olarak palamudun içindedir, ama henüz mevcut değildir.

Kendinizi Boşlukta bulduğunuz zaman – ki bunu karanlıkta tamamen yalnız olduğunuz ve tam sessizlikte olduğunuz gerçeğiyle farkeceksiniz – yaratıcı güçlerinizin merkezi bağlantı noktasında olduğunuzu bilin.

Sonra yaratmayı seçtiğiniz şey, kaderinizin rotasını ve hangi dünyalara yerleşeceğinizi veya varoluşun hangi alemlerinde oturacağınızı belirler. Bu kritik bir durumdur.

Birçok insan karanlıktan korkar, zamanından önce ışığa geçer. Ve anlamadıkları şey arzularıyla ışığı yaratıyor olmalarıdır. Önlerinde tünele benzeyen portal açılır ve bu ışık tüneline girebilirler, daha önce tanıdıklarıyla karşılaşırlar, dolayısıyla sonuçları tam olarak anlamadan bedenlenmeye geri dönerler veya diğer titreşim alemlerine girerler. Bu elbette sizin için bir seçenektir ve çoğu zaman seçilen seçenektir.

Ancak bir diğer seçenek Boşluğun kendisinde oturarak, saf bilinç olarak Benliğinizin farkında olarak boşluk noktasında kalmaktır – tüm fenomenleri aşmış halde.

Bu farkındalık halinde bir şeyler yaratma ihtiyacı olmadan yeterince uzun oturursanız, kimliğinizin büyük Ben’im olduğunu keşfedersiniz. Ve bu farkındalık noktasından bedenlenmenizin koşullarını seçebilirsiniz. Yerleşeceğiniz dünyaları veya oturacağınız bilinç alemlerini seçebilirsiniz.

Bu en son yöntem size en büyük fırsatları sunar, ama çoğu insan için en zorudur. Ve bu zorluğun nedeni çoğu insanın bir bedene sahip olmamayı rahatsız bulmasıdır. Bir bedeni arzulamak ve maddi dünya deneyimi çoğunlukla insanı zamanından önce Boşluktan dışarı çeker.

Özet olarak, Kaotik Düğümün şiddetlenen aşamaları nedeniyle birçoğunuz kendinizi bilincin geçiş hallerinde bulacaksınız. Kendinizi ister kişisel yaşam, kollektif deneyim veya ölüm dediğiniz geçiş hali olsun hangi seviye ile meşgul bulmanıza bakmaksızın, realitenizin yaratıcısı olduğunuzu bilin.

Hathorlar

20 Nisan 2011


Tom’un Düşünceleri ve Gözlemleri

Kişisel olarak bu mesajı şaşırtıcı şekilde anlamlı ve engin bir bilgi deposu olarak görüyorum. Bu mesajı birçok kez tekrar tekrar okudum ve her seferinde yeni bir şey keşfediyorum. Aslında bu mejsajdaki satırlar arasında okunacak çok şey var.

Özellikle Hathorların ifadesi hoşuma gitti…

“Yerine yerleştirdiğiniz yeni (algısal) belirteçlere dikkat edin, çünkü bu fikirler ve inançlar zihninizin yeni gökyüzündeki yıldızlar olacaktır ve yolunuzu kendi bilincinizin cennetlerine yerleştirdiğiniz yıldızlarla (düşünceler ve inançlar) bu yeni zamanlara yönlendireceksiniz. Bu nedenle yeni yıldızlar yaratacağınız zaman bilge olun, dost Gizem seyrüsefercileri.”

Kollektif zihnimizin seviyesinde, efsanevi realitelerimizin değiştiğini düşünüyorum. Eski yıldızlar, bir kültür olarak bizi binlerce yıldır yönlendiren realite ile ilgili eski düşüncelerin, inançların ve önvarsayımların şimdi kararmakta olduğu görülüyor, bunlar bizi birçoğumuzun artık gitmek istemediği yönlere sevkettiler.

Kültürümüzün kollektif gemisinin, bu gezegenin veya üzerindeki yaşanın kutsallığına çok az saygıyla, Büyük Gizemin sularında rüzgara karşı gittiği görülüyor. Ama kollektif gemimiz görünürde farkındalık olmadan Büyük Gizemde yol alırken bile, gemi ve bizler en temel varoluşumuzu Gizemin kendisine borçluyuz. Bu çok garip dualite, içinde olduğum ruhsal duruma göre ve Gizemin kendisine nasıl bağlı olduğuma veya bağlantısız olduğuma göre bana ya eğlenceli ya da trajik görünüyor.

Durumumuzun ironilerinden biri, bu geminin mürettebatının, kendi yaşam güçlerini yatırarak, yaratıcılık ve bazı durumlarda kan ter ve gözyaşları içinde kalarak gemiyi yüzdürenlerin sizlerin ve benim gibi ve bu büyüleyici gezegendeki diğer neredeyse yedi milyar insan gibi olduklarıdır. Kişisel durumlarımıza, yaşam istasyonumuza veya inançlarımıza bakmadan hepimiz bu geminin mürettebatıyız.

Yeni Çağ topluluğu içinde, Birliğe yakın olduğumuzu ve Altın Çağın eli kulağında olduğunu söyleyen ve şimdiye dek bunu yıllardır söylemiş olanlar var. Bu algılamayı paylaşmıyorum.

Hepimiz birlikte aynı gemideyiz, ister hoşunuza gitsin ister gitmesin ve mürettebatımızın kutuplaşmış olduğu görülüyor. Açgözlülük, kibir ve yağma paradigmalarının açısal mesafeyi ölçen aygıtlarımız için asıl referans noktaları olduğunda ısrar eden birçok insan var.

Ancak diğerlerimiz yanlış yöne gitmekte olduğumuzu – bu gezegeni ve onun yaşamını (hem insan hem de insan dışındaki yaşam) artık mahvedemeyeceğimizi hissediyor. Bizim için, zihinlerimizin gökyüzünde yeni yıldızlar var. Ve açısal mesafeyi ölçen aygıtlarımızı bu kozmik ışık fenerlerine ayarlıyoruz.

Tüm bunların nasıl sonuçlanacağını kimse bilmiyor. Ama etrafımda gerçekleştiğini gördüğüm sessiz isyan beni cesaretlendiriyor.

Mürettebat üyesi olan birçoğumuz (ve bu mesajı şimdiye dek okuduysanız sizin de bu üyelerden olduğunuzu sanıyorum) kollektif gemimizin yönünü değiştirmek (örneğin kültürel çılgınlık) veya en azından onu yavaşlatmak için sessizce eyleme geçiyoruz.

Bazılarımız açısal mesafeyi ölçen aygıtlarımızı çıkarıyoruz ve etrafımızdakilere yeni yıldızları işaret ediyoruz. Bunu, görmeyi istediğimiz değişimi yaşayarak yapıyoruz. Bunu, mümkün olduğunu hissettiğimiz yeni bir Dünya realitesiyle yaşama cesaretine sahip olarak yapıyoruz. Bunu, birbirimize şefkat göstererek yapıyoruz.

Ve gerekli olduğu zaman, bunu savunduğumuz şeyden vazgeçmeden yapıyoruz. Dünyanın en fakir ülkelerinden bazılarında, hibrit olmayan tohumların (ekinler hasat edildiğinde yeni tohumlar üreten tohumlar) kullanılmasını korumak için, kendilerini ve ailelerini beslemek istediklerinde yeni tohumlar satın almaları için Dünyanın en fakir insanlarını köleleştiren uluslar arası ekonomik çıkarlara boyun eğmek yerine, halk hareketini (ayaklanmasını) hatırlıyorum.

Ben bunu yazarken, açgözlülük, kibir ve yaşamın kutsallığına son derece saygısızlıkla kollektif gemimizin rotasını belirleyen Titanlara karşı durma cesaretlerine neredeyse ağlıyorum.

Bu zamanlar hem bireyler hem de kollektif için çok zor ve meydan okuyucu iken, karşılaştığımız belirsizlikte umut olduğunu düşünüyorum. Bunu söylüyorum çünkü insan ruhu son derece belirsiz zamanlarla karşılaştığında bazen yükseklere çıkar.

Eğer Hathorlar haklıysa, hepimiz Dünya üzerindeki zamanımız sona ermeden önce bilincin sayısız geçiş halleri ile karşılaşacağız. Eski realitemizin algısal belirteçleri yer değiştiriyor. Algıladığımız realite ve eski dünyanın kaybıyla nasıl başa çıktığımız insanlık için Dünyasal varoluşun sonraki döngüsünü belirleyecek.

Ve bireysel olarak bizler için, yaşamlarımızın geçiş hallerinde yaratmayı seçtiğimiz şeyler, bize açılan bilinç alemlerini belirleyecek.

Siz sevgili mürettebat üyelerine ve sevdiklerinize bu çalkantılı zamanlarda güvenli geçiş diliyorum. Ama olan bitenlere bakmadan, bu tehlikeli yolculukta kendimizi nerede ve hangi durumlarda bulduğumuza bakmadan, – her şeyden öte – kendi realitemizin yaratıcıları olduğumuzu hatırlayalım.

Gökyüzünde yeni yıldızlar ve keşfedilecek yeni dünyalar var. Cesur olun. İyi yolculuklar.

© 2011 Tom Kenyon. Tüm hakları saklıdır HYPERLINK “http://www.tomkenyon.com” www.tomkenyon.com

Bu mesajı kopyalayabilir ve hiçbir şeyi değiştirmeden, yazarın ismini, website ismini ve telif uyarısını ekleyerek herhangi bir ortamda dağıtabilirsiniz.

(Çeviri: Saffet Güler)